Blog hiçbir yere yazamadıkların bence. Hiçbir yerde anlatamadıkların hatta. Kimseye diyemediklerin de olabilir. En şanslı insanlar, blogunu kimsenin bilmediği insanlar. İnsan bazen saçmalamak ister çünkü. Ama insanların ne düşüneceğini umursamak denen bir şey var bu hayatta. Facebook'a içinden gelen salak saçma 2-3 cümleyi yazamazsın o yüzden. Ya da yazarsın, dakikası dolmadan silersin az önce benim yaptığım gibi. Saçma çünkü o cümleler anlıyo musun, içinden hep anlamlı cümleler geçicek diye bir şey yok zaten. Ama işte insanlar yok mu o insanlar. İnsanlar sonuçta, her insan aynı.
Blog iç dünyan bence. İçin neyse buradakiler de o. Kimse bilmiyosa blogunu tabii ki. Yoksa bi bok değil blog. Ama benim blogum her şey. Hem de her şey! O yüzden yazacağım zaman demiyorum acaba saçma şeyler yazar mıyım diye. Yazmak insanı rahatlatır biliyo musun, bol bol yazmak gerek bence. Bunca zaman yazmayarak ne büyük hata etmişim. Unutmuşum bana terapi gibi gelen şeyin önemini. Vakit ayıramıyorum demişim, geçmişim. Ama dinlenmek yerine yazmalıymışım. O zaman oramda buramda sıkıntıdan döküntü çıkmazdı belki. Haftada bir gün sıkılıyom ben diye ağlama moduna da girmezdim. Hatta geçenlerde metronun ordaki gibi höykürmezdim ağlamaktan belki. Yazmak çok şey dostlarım. Çok fazla şey hem de. Kendin yazıp kendin okusan bile çok şey. Çok çok şey.
Çok değişik şeyler geçiyo aklımdan. Kelimelere dökemiyorum ya da dökesim gelmiyo bilmiyorum. Mesela 60'lı yıllarda yaşasaydım diyorum. Cep telefonu yok, Facebook yok, hiçbir şey yok. Her şeyi nasıl bilmek istiyosan öyle biliyosun. Hem o zaman Aylin'le Soner gibi olurdum belki. Onların da nesi gibi olmak istediğimi de bilmiyorum ya neyse. Aslında biliyorum da, betimlemek zor iş, bazen beceremiyorum. Ya da canım becermek istemiyo bilmem.
Canım gülmek istemiyo bazen. Huysuz oluyorum işte bu kadar basit. Ama insanlara gülmek zorundayım gibi geliyo. Kimse etrafındakilerin canını sıkmaz istemez sonuçta. Sanırım o kadar bencil olmayı öğrenemedim. Böyle zamanlarda kimseyi istemiyorum yanımda biliyo musun, herkes ve her şey sanki birer yük. Bazen yalnız olmak istiyorum. Halbuki ben yalnız kalamam ki. Yine de istiyorum. Çok hem de.
Bitmek bilmeyen işlerimden sıkıldım. Üzerime gelen şeylerden sıkıldım. İnsanlardan sıkıldım. Yapmak istediklerimi yapamamaktan da sıkıldım. Ağlarken gözyaşımdan önce sümüğümün akmasından da sıkıldım. Kafamın neresinde bu kadar sümük var ya da ne var bu kadar sümük salgılayan anlayamıyorum. Sümüğüm bile üzerime yük.
Yarın en önemli sınavım var benim. Canım zerre çalışmak istemiyo. Ama mecburiyet denen şey çok bok bi şey. Bazen gözünde yaş, içinde anlamsız bir sıkıntı ve burnunda sümükle ders çalışmak zorundasın. Hayat işte, böyle bi şey. Şu an çok başka yerlerde ve çok başka hallerde olmak isterdim. Can işte, anlamsız şeyler istiyo bazen.
Yazmak çok iyi bi şey. Yazın. Nereye, kime yazarsanız yazın. yine de yazın. Ben mesela bu yazıyı uzay boşluğuna yazdım.
Yemek Bahane...
-
*Bu aralar günler koşturmaca içinde geçiyor.*
*Heyecanlı, stresli, keyifli...** Ajandamız yazılarla doluyor..*
*Yapacak çok şey var.*
*Ama yemek yemeye herz...
22 saat önce





