10 Haziran 2014 Salı

Çok felsefik cümleler kurabilecek moddayım şu an. Böyle hafif depresif, bir o kadar da acıklı. Çalıştığım ilçe bokum gibi oldu. Bugün müdür hepimizi eve yolladı. Olaylar o kadar büyüdü ki. Neyse, daraltmıycam içinizi. Sadece, olayların buralara gelmesine sebep olan herkes gebersin. Başka sözüm yok.

Hayat dediğimiz şey çok başkaymış dostlarım. Meşhur replik: "İnsan bazen hayret ediyor."

Evli olanlar daha iyi bilir, insanın bir süre sonra eşi ailesi oluyor ya hani. Çoluğu çocuğu, mutlu yuvası. Herkesin dilindeki şu, kapını kapattığında eşinle mutluysan sıkıntı yok cümleleri. Artık anne baba ikinci planda kalıyor demeler falan.. Ne kadar doğru? Gerçekten önemli olan eşin mi oluyor o zaman?

Mesela insanlar orda burda çalışırken, istanbul gibi, biriyle tanışıp evleniyorlar falan. Bir daha ailesinin olduğu şehre dönmeme ihtimali çok uzak oluyor ya hani, o önemli olmuyor mu? Ya da hayat böyle mi olmalı zaten..

Bazen gerçekten çok boş olduğumu hissediyorum hayata karşı. Bu sorular da bir o kadar bu düşünceye itiyor beni bu aralar. Fikirler önemli bazen, sizin gibi yedi ceddimi bilen insanlarınki özellikle. Belki ufak ufak düşünce belirtiriz ha?

20 Mayıs 2014 Salı

Mucuk!

Bu İzleyicilerime noolmuş yahu?! Düzelmiyo da şerefsiz. Tamam gittik, gelmedik ama böyle de yapılmaz ki!

Taslak üstüne taslak yapılmış fırtınalı geçmişimden sonra tertemiz bir blog görüntüsü istemiştim. Yeni hayatıma başladığımı anlatan yazım ilk yazımmış gibi. Öncesini boşverin. Zaten fazla atraksiyonluydu. Özlüyo muyum bu saçma yerde o atraksiyonları acaba? Durgun hayat daha iyi sanki. Oturmuş hayat. Aman ne bileyim.

Aylar aylar geçti buraya ağlaya zırlaya gelişimin üstünden. Şimdi düşünüyorum da Allah çok büyük. Eylülden beri yaşadıklarımı periyotlar halinde yazmalıydım bence. İyi malzeme çıkardı. Okuldaki uyuz salgınını mesela. Ya da manyak öğretmenleri. Fırtına çıktığı bi gün okulun camlarında içeriyi su bastığını da hatta. İyi gülerdik. Neyse artık, burda malzeme bitmiyor zaten. Yazarım yine.

10bin nüfuslu bu saçma yerde tahmin edeceğiniz gibi yaşam çok zor. 5ay yerden karın kalkmadığı bir yer. Komagene çiğköfte tezgahı açıldı diye çocuklara şeker dağıtma moduna geldim. En yakın Burger King 2saat 45dakika uzakta. Bir de gün içinde periyodik olarak gidip gelen bir elektrik kesintisi var tabii. Neyse acımtrak oldu buralar, geçiyorum.

Kendimi cilt ürünlerine, makyaj malzemelerine falan verdim. Habire far paletleri sipariş ediyorum. Özel günlere makyaja gidebilecek birikime an itibariyle sahibim. Ben ki eyeliner çekmeyi beceremezdim geldiğimde. Youtube'da bir kanal açıp "evet yeni far paletim, hemen sıvoçluyorum." falan diye saçmalamıycam merak etmeyin. Benimkisi kendi çapımda.

Çap demişken, geldiğimden beri 5 kilo aldım. Çap genişledi anlayacağınız. Neyse ki sevgilim et seviyo.

Ah, sevgilim dedim. Halbuki gizli bir ilişki yürütüyoruz. Neyse siz duymamış olun. Affedersiniz, göt içi kadar yerde, dedikodu da almış başını yürümüş olduğu için sadece çok yakınlarımızın bildiği çok güzel bir ilişki yaşıyoruz. O da olmasa sığınamazdım buralara zaten. Allahıma şükürler olsun.

Öğrencilerimi soracak olursanız, sormayın. Ağzım bozuluyo zira. Anacım bunlar çocuk değil canavar. Hoş, lise öğrencisinden bahsediyoruz ama akıl yaşları 10civarı. Sinirlendiriyolar mesela, oğlum sen laftan anlamıyo musun falan diyosun, 32diş gülüyo yüzüne salak salak bakıp. Ben ne meslek liselerinde stajlar yaptım, gözlem yaptım, ders anlattım, böyle öğrenci görmedim. Sözde en kafasızlar meslek lisesinde olur derler ki ben de bir meslek lisesi mezunuyum. Öğrenmek isteyen bir çift göz görmek istiyorum yahu çok mu! Merakla bakan bir çift göz yani. Bunlar anca okulu bırakıp dağa çıksın. Neyse konu siyasete gidiyor. En iyisi ben gidip platesimi yapayım.